atv etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
atv etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

10.06.2008

Sevgililer Vadisi: Aptallar aynı hatayı tekrar yapar!

0 yorum  

Birbirinden oldukça farklı, iki ayrı dünyanın ürünleri gibi görünen iki tv dizisi yayın dönemi sonunda (sezon finali) bir ortak noktada buluştular.

Bana kalırsa ve çevremden gördüğüm kadarıyla ortak seyircisi (bir tanesi bendim) olma ihtimali çok düşük olan iki diziydi bunlar:

  • Devletin, ülkedeki yasadışı yapılanmayı kendi silahlarıyla ortadan kaldırmak için yaptığı mücadeleyi konu alan ve kamuoyunda milliyetçiliği körüklediği yönünde söylemlerden payını alan Kurtlar Vadisi: Pusu.

  • Gencecik bir kızın, komşunun oğluna olan aşkıyla beraber babalarının siyasi olarak (ilerici-dindar(!)) mücadelelerinden gaz alıp Menderes'in idamına varan sürecin sonunda nedereyse bütün kahramanlarının, komunizmin literatürürü yazmış, aydın(!), ilerici bir hale büründüğü ve milliyetçi, bizatihi ülkücü kesimin yerden yere vurulduğu yapımcısının bile yapımın taraflı olduğunu dile getirdiği Hatırla Sevgili. Son iki bölümde, kamuoyundan aldıkları tepkiden olsa gerek yayınladıkları bütün bölümler adına günah çıkarırcasına dizideki ülkücü kişiliklere kendi fikirlerini bir iki cümleyle de olsa ifade etme şansı tanıdılar.

Her iki dizi hakkında da (aleyhte-lehte) yüzlerce metin yazılıp çizilebilir, asıl değinmek istediğim o değil. Yazdığım ilgili yazılarda sürekli değindiğim ve iki diziyi bir noktada buluşturan konu: Herkesin Cumhuriyet tarihi boyunca yaşananların farkına varıp da hiç kimsenin ders almaması.

Kendilerince iki farklı uçta duran bu yapımlar dönem sonunda aynı noktada buluştular, seyredenler bilir. Birebir aynı cümlelerle, metin yazarları kafa kafaya verip düşünseler bu kadar isabetli bir sonuca varamazlardı, eminim. KV:Pusu'da Polat, İskender'i sorguya çekerken ve Hatırla Sevgili'de Necdet elindeki delil dosyasıyla derin adamın karşısındayken iki dizide geçen ortak konuşma şöyle:

- Biz, dış düşmanlardan bu devleti korumak için bunları göze aldık.

Necdet ve Polat'ın karşılarındaki adamlara cevapları:

-İçeride sizin gibi düşmanlar varken bizim dış düşmana ihtiyacımız yok!

Tekrar dile getirmekte fayda var; zamanında sağından solundan kendilerince haklı bir mücadeleye girenler, bugün kullanıldıkları konusunda günah çıkarmaktalar ve fakat neden hala daha ders almamakta bu kadar ısrarcılar? İşte bunu anlamaya benim kafam basmıyor...

Ne kadar kendimi inandırmak istemesem de aslında aklıma bir şeyler geliyor... Ahmet Altan'ın yazısı, zamanının hızlı ülkücülerinden Muhsin Yazıcıoğlu'na dair birşeyler söylüyor. Ders almammış olmak işte böyle bir şey! O zaman içinde bulunduğu hareketin benzeri şekilde şimdi liderliğini yaptığı bir yapılanmanın kullanılıyor olması acaba hiç dikkatini mi çekmiyor yoksa kendisine vaad edilen birşeylere mi kanıyor bilmiyorum.

Ayrıca önemli bir öneri
"Kurtlar Vadisi: Pusu", dönemin son bölümündeki Polat'ın İskender'i sorgu sahnesinin seyredilmesi. Bu kadar çarpıcı laflar ne God Father'da ne de başka bir filmde dile getirilmiştir.


Devamını göster

13.05.2008

Kamu bankalarının Çalık Grubuna verdiği kredinin kaynağı?

0 yorum  

Türkiye'nin malumu, Sabah gazetesi ve ATV Çalık Grubuna satıldı. Çalık grubu da Katar devletinin sırf bu alım için kurduğu şirketle ortaklığı ve grubun riskinin özel bankalar nezdinde düşük olması sebebiyle hükümetin de desteğiyle kamu bankaları olan Halkbank ve Vakıfbank'ın sağladığı krediyle ödemeyi yaptı.

Yaptı yapmasına da ticari olarak grubun medya sektöründe kredi yönünden riski yüksek olmasından dolayı iktidarın da olaya el atmasıyla kuma bankalarının grubun kredi ihtiyacını karşılaması (yüksük riske rağmen) halkın çoğunluğunu ve muhalefeti rahatsız etti.

Bunlar gündemde, halkın gözü önünde ceryan ederken benim dikkatimi başka bir konu çekti:

Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı "Mahkeme Emanet Paraları ile İcra-İflas dairelerince Tahsil Olunan Paraların Yatırılacağı Bankalar" konulu genelgede söz konusu dairelerin özel bankalarda bulunan emanet paralarının haziran ayı başına kadar Vakıflar Bankasına transferi öngörülüyor. Mevcut emanet hesabındaki paralar öyle az buz da bir para olmasa gerek! Bir mahkemenin emanet hesabında ortalama 150 bin YTL olduğu düşünülürse (İnternetten edindiğim bilgilere göre sayı olarak sadece bölge idare mahkemelerinin sayısını bulabildim o da 28 adet her bölge altında en az 3 mahkeme olduğunu varsaysak 84 eder.) toplamda 12.600.000 (12 milyon altı yüz bin) YTL mevduat eder. Adli yargı mahkemelerinin sayısının da 1.400 civarı olduğu ATO raporlarında geçiyor, onlarda da ortalama 50.000 YTL bulunuyor desek eder 70.000.000 YTL.

Gerçi 750 milyon dolar yanında pek önemli bir tutar değil ama bu şekilde kamu elindeki çeşitli mevduatları kamu bankalarına aktarmak ekonomiye nasıl yansır merak ediyorum? Sayın ekonomistler var mı bir fikriniz? Acaba diyorum; iktidar yargının elindeki vatandaşların yatırdığı bu yargılama giderlerinin emanet alındığı hesapları göz önüne alarak mı kamu bankalarını bu kadar riskli bir krediye zorladı. Nasıl olsa kamu bankalarına bir şekilde devlet teşkilatından kamu bankalarına likidite sağlarız diye düşünüyorlar olsa gerek!!! Madem özel sektör adamıma kredi vermiyor, ben yolumu bulurum...

Bağlantı : Çalık grubu 200 milyon dolar borç aldığı yatırımcıları nasıl kandırdı?


Devamını göster

05.01.2008

Tv ekranları ve Türkçe'nin katli

0 yorum  

Beyaz Show ve Türkçe
Beyaz, 12 senedir tv ekranlarında boy gösteriyor. Kulak tırmalayan ve Türkçe'yi rencide etmeyen bir dil kullanıyor, en azından hafızamda aksine bir durum yer almıyor.

Bu sezon "Beyaz Show"da Türkçe kullanımı konusunda dikkatimi çeken durum şu: Programdaki spot yazılar ekrana geldiğinde özellikle "dahi anlamındaki de" sürekli yanlış bir şekilde bitişik veya üst tırnakla ayrılarak yazılıyor. İlk programlarda belki gözden kaçmıştır diye düşünürken bu hatanın devam ettiğini görünce artık bunun dikkatsizlikten değil de Türkçe'nin yanlış kullanımından kaynaklandığına kanaat getirdim ve bu durumu bir şekilde dile getirme ihtiyacı hissettim. Umarım yapımcılara ve ilgililere bu durum ulaşır ve gerekli tedbiri alırlar.

Kadir Çöpdemir ve Türkçe'sindeki gelişme(!)
Ekranlarda Türkçe kullanımında beni rahatsız eden bir başka durum da Kadir Çöpdemir tarafından ortaya konuyor.
Radyo yayıncılığıyla tanınan Çöpdemir'i radyoda hiç dinlemedim, kendisini diziler aracılığıyla tv ekranından tanıdım.
İlk olarak Beyaz ile birlikte "Biri bana anlatsın" isimli tv programı, ardından yine NTV ekranında Demet Akbağ ile birlikte yaptığı uzun isimli bir tv programı ve en son ATV ekranındaki "Maksat muhabbet" isimli tv programıyla ekranlarda boy göstermeye devam ediyor, iyi de ediyor açıkçası. Zaman zaman absürd durumlara düşse de ekran karşısında muhabbeti çekilen bir adam. Gel gör ki asıl can sıkıcı durum kullandığı Türkçe'den kaynaklanıyor. Başkalarını bilemem ama konuşurken kullandığı "Günümüz Türkçesi", İngilizce ve Osmanlıca karışımı dil ortadaki muhabbetin içine ediyor. Yerli yersiz kullandığı Osmanlıca sözcükler, Türkçe'de bir çok karşılığı olmasına karşın kullanımda tercih ettiği yabancı kelimeler bu muhabbetin tadını kaçırıyor.


Sanırım Kadir Çöpdemir, Türkçe konuşma konusunda tv ekranının bence en başarılı isimlerinden Okan Bayülgen'e benzemeye çalışıyor. Başarılı olduğunu söylemek pek mümkün değil kanımca.
Yüzbinlerce insanın karşısında konuşulanlar sosyal değerler olmayıp da konuşma bilimsel veya pazar açısından bir münazara olsa dile getirilen ( yabancı kökenli) terimlere diyecek birşey bulmam elbette söz konusu olamaz.

Tv ekranlarında Türkçe kullanımı konusundaki yanlışlara rağmen seyrin keyfini çıkartabilmek için ya oldukça sağlam bir sinire sahip olmak yada mümkün olduğu kadar umursamaz olmak gerekiyor, maalesef.


Devamını göster
Hakkı saklı değildir. Hakkı kayıptır. nebilim.net