yılmaz erdoğan etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
yılmaz erdoğan etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

18.01.2008

Televizyon ekranlarında Yeşilçamı özgür bırakın artık

0 yorum  

Buzlu fon modası

Eh artık televizyon ekranlarında çektiğimiz çile dayanılmaz boyutlara ulaştı.

Oyuncuların kafaları, otomobiller vs ne varsa ekranda artık buzlu bir fon eşliğinde izliyoruz. Ne seyredilen filmin bir keyfi kalıyor ne de ortadaki konuşmalara odaklanma imkanı kalıyor, resmen insanın dikkatini dağıtıyor bu ekran buzlama yöntemi. Bende, aksi bir etki yaratarak buzlanan ortamın altında ne yazıyor diye çözmeye çalışıyorum. Film seyretmekten ziyade uzaylılardan gelen şifreli mesajları çözmeye çalışan bir uzman gibi görmeye başlıyorum artık.

Eminim, yapımcıların bu uygulama için haklı bir ton mazereti vardır. Tvde yayımlanan sinema filmlerinde küresel markalar olsun yerel markalar olsun gönül rahatlığıyla arzıendam ederken dizi filmlerdeki bu buzlama çilesini yaşatan yapımcıları nefretle kınıyorum. Ya bu marka/mekan sahipleriyle anlaşın yada adam gibi görüntü yönetmeni ve resim seçicilerle çalışın.

Ağızdan çıkan her kelimeyi bipleme modası

Bir diğer çileyi de özellikle şu biplemeden yaşatıyorlar. Buna farklı çözüm bulmuş tv kanalları mevcut. İlk seçenek bipleme tercih edilse de bunun yanı sıra ses kısma ve sahne kesmeyi tercih edenler var. Bence en doğalı sansürsüz olanı.

Filmlere ya temelli özgürlük verin yada hiç yayınlamayın. Kemal Sunal, İlyas Salman, Şener Şen, M.Ali Erbil, Metin Akpınar, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz filmleri içerdikleri argo ve küfürlerle keyif veriyor.

Biplenen, kesilen filmlerle genel ahlak kurallarına uyduramazsınız halkı RTÜK efendi. Sokaklarda, okullarla 7-8 yaşında çocuklar sosyo-ekonomik durum farkı olmaksızın birbirlerine ana-avrat küfrederek dolaşıyorlar.

Siz, biplediğiniz filmlerle mi kurtaracak ve genel ahlak kurallarına uyduracaksınız bu nesli? Bırakın en azından filmleri keyifle seyredelim tv ekranlarından.


Devamını göster

22.09.2007

Ekrana muhalefet aranıyor

0 yorum  

Bir zamanlar televizyon ekranlarında iktidara karşı muhalefet yapabilen, halkın yaşadığı sıkıntıları attığımız kahkahalar esnasında açık kalan ağzımızdan midemize kadar sokan mizah programları mevcuttu. "Programları" denecek kadar çok değildiler aslında hepi topu ya iki ya üç.

Ekrandan mizahi muhalefet denince benim aklımda "ben,ben, ben diye el kaldırıp havalara zıplayan" olacak o kadar yerini hiçbir yere terk etmiyor. İktidarın uygulamalarına neredeyse gerçek zamanlı cevaplar veren skeçleri, halkta olduğu kadar siyasilerde de çeşitli tepkilere sebep oluyordu.

Her hafta "olacak o kadar"da yayınlanan bir skeç ana haberlere konu oluyordu neredeyse yada kesin bir bakan çıkıp programda yapılan skeçle ilgili bir açıklamada bulunuyor veya veya RTÜK'e siyasiler tarafından "olacak o kadar" hakkında şikayet ediliyordu. Demek ki bu programlar o zamanlar amaçlarına ulaşabiliyor ve siyasi iktidara seslerini ulaştırabiliyorlardı.
Levent Kırca, Nejat Uygur, Hamdi Alkan, Ali Poyrazoğlu gibi sanatçılar genelde müstehcen üsluplarından dolayı eleştiriliyorlardı ama onlar da biliyorlardı ki halkın aklına bir şey sokmak uçkurun ipini gevşetmekten geçiyordu.

Yakın geçmişte bir de Hamdi Alkan "silindiri :)" vardı. Olacak o kadar, gibi etkili olamasa da kendince tutturduğu üslupla yoluna devam ediyordu.İyi kötü ekrandan birşeyler söyleyebilmeyi başarıyordu.
Hamdi Alkan'da baktı ki AKP, halkı yalamış yutmuş artık beyni yıkanmış halktan bize ekmek çıkmaz o da son zamanlarda tutmaya başlayan büyü, böcek işlerine dalıp çocuklara yönelik program yapımcılığına veriyor ağırlığını.


Nejat Uygur (Allah şifa versin) un yeri de ayrı tabiki, olacak o kadar gibi gerçek zamanlı olmasa da zamanında yayınlanan çekimleri oldukça etkileyiciydi, politik atıfları falan. Son zamanlara doğru "ince ince yasemince", "reyting hamdi" gibi yapımlara yerlerini bırakmış olmaları üstlendikleri görevlerin de yerlerini alanlara geçtiğini pek göstermiyordu. Levent Kırca 2006 da olsa gerek "Makina"da olacak o kadar adı zirvedeyken bırakmak istiyorum demiş. Doğal olarak iktidara o kadar yaklaşınca insan yapacaklarını yapamıyor; çünkü o zamanlarda Levent Kırca AKP nin "Siyaset Okulu"nda ders vermeye başlıyor.

Aaa bir aralar da "Bir demet tiyatro" vardı tabi, Yılmaz Erdoğan'ın henüz sınıf atlamadığı ve idealist olduğu zamanlara denk gelen vakitlerde. BKM de sermayeyi yaladıktan sonra tv ekranlarında halkla buluşan yapımları da unutmamak gerek Yılmaz Erdoğan adıyla anılan; Oto Gargara,Bana Bir Şeyhler Oluyor.

Sabahların -çoğu kez benim sinirimi bozsa da- sivri dilli şekeri Metin Uca. Uyan Türkiye isimli sabah programıyla, sabahın köründe ciyak ciyak bağırarak yolunda gitmeyen birşeyleri, koştura koştura yola düşen ve işine yetişmeye çalışan insanlara duyurmaya çalışıyordu. Tek kişilik gösteri ve kitaplarıyla yine de bileğinin gücünü göstermekten geri kalmıyordu. en son cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde gündeme düşmüştü ağırlıklı olarak ama şimdi yarışma programı sunuculuğuna devam edip arasıra da çeşitli programlara konuk olarak katılmakta.

"Gece kuşu" ile başlayan ekran macerasını "Televizyon Çocuğu" ile devam ettiren, Zaga ile beraber sosyal sorumluluk duygusu adımlarını hızlandıran ve ekran başındakileri uyutmamayı amaç edinen "Makina" ile fiili ekran macerasına son vermiş görünen Okan Bayülgen. Okan da yorulmuştu, uyuşmuş gençliğin beynini camsille parlatmaya çalışmaktan ve bence sonunda o da yenik düştü bu savaşta.

Her neyse şimdi nerede ve ne yapıyorlarsa zamanında güzel işler çıkarmaya ve halka adamışlardı kendilerini. Şimdi ekranlar şarkı, türkü, dans, sevişme, çiftleşme programlarında kaldı ne yazık ki. Ha bir de yeşilçam filmlerinin cilalanmış hali günümüz
dizilerine.


Devamını göster
Hakkı saklı değildir. Hakkı kayıptır. nebilim.net