15 03 2010
Haberturk gazetesinin Yaşar Nuri den sonraki yazarı Bayraktar Bayraklı. Kendisi hemen hemen Yaşar Nuri çizgisinde bir din alimi yalnız bir farkla; henüz Kuran ışığında siyasi mesajlara bulamamış durumda.
Yaşar Nuri, haberturk bünyesinde oldukça geniş bir nüfuz alanına kavuştuğu için İslamın ahlaki yönünü ele alarak siyasetin içinde bulunduğu durumu ve din istismarını ekranlarda o kadar kör gözüm parmağına bir şekilde anlattı ki; bu durumdan rahatsız olan iktidar ve çevrelerinin baskıları dolayısıyla haberturk ile yolunu ayırmak durumunda kaldı.
Geçen akşam yayımlanan haberturk teki teke özel programında Fatih Altaylı nın sorularını dikkate alınca Bayraktar Bayraklı nın da bir süre sonra Yaşar Nuri gibi İslamın sosyal ahlakını dile getirip siyasilerinin İslam üzerindeki oyunlarını diline dolayacağına inanıyorum.
Bence iyi de yapmış olur ama ne yazık ki bu düzen içerisinde o da eriyip gidecektir. Olsun, televizyon gibi geniş tesir alanına sahip bir mecrada bu tür söylemleri dile getirebilme fırsatı her zaman herkesin eline geçmez.
İnşallah Yaşar Nuri gibi, ele geçirdiği bu büyük fırsatı heyecanına yenilip de tez elden kaybetmez. Nefesin bol olsun Bayraktar Hoca...
14 03 2010
Elazığ'da meydana gelen depremin ardından Beşiktaş Kadın, Aile ve Çocuk İstişare Heyetinin hasar gören bölgeye gittiğini ve ailelere, çocuklara gösterdiği ilgiyi ve bölgeye yapılacak bir okul için attıkları imzayı tv ekranından seyredince nasıl büyük bir gurur yaşadım anlatamam, Beşiktaş futbol takımı şampiyonlar ligi şampiyonu olsaydı dahi bu yaşadığım gururu yaşattıramazdı eminim. Bu işe ön ayak olan heyeti ve Beşiktaşı canı gönülden kutluyor ve kendimi bildim bileli Beşiktaşlı olduğum için bu takımla gurur duyuyorum.
Nihayet Beşiktaş sahip olduğu asaletin farkına vardı ve bunu da yaşatıyor. Demirören i pek sevmesem de kurumsal olarak ön ayak olduğu bu gurur verici sosyal çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum.
06 03 2010
Hey Coni, senin sorunun ne biliyor musun?
- Masum kanı üzerine kurulmuş demokrat beyaz(!) popon elbette
Kendi tarihinin kanlı sayfalarını, sömürgeciliğinin maskesi olarak kullandığı demokrasiyle dünya tarihini yargılayarak örtmeye çabalayan ABD'ye kimse gıkını çıkaramıyor maalesef.
Ama artık Türkiye, kendi tarihi üzerinde demokrasi üzerinden oynanan bu soysuz oyuna karşı tepkisini göstermeli. ABD tesmilciler meclisi dış ilişkiler komisyonunun sözde soykırımı kabul kararı sömürgeci demokrasinin vardığı son raddedir.
Türk diplomasisi başka ülkelerin meclis, parlamento, bilmem ne komisyonu veya ne haltsa güya demokrasi meydanı olan bu şaklabanlık mekanlarında tarihiyle oynanmasının bir bedeli olduğunu dünya kamuoyuna ve bu soysuz şaklabanlara göstermelidir.
Sus, sus, savunmaya geç, yok 15 nisan geldi bilmem nerenin parlamentosu sözde soykırımı kabul kararı alacakmış da aman ne olacakmış. Hemen lobi çalışmalarına girişilmeliymiş. Ulan Türk siyaseti, hükümeti azıcık omurgalı olun da bu soysuz demokrasi havarilerine gereken cevabı verin artık. Yeter yahu! Nedir bu dünyanın ABD ve onun demokrasi illetinden çektiği?
28 02 2010
Gün olur, kıyamet kopar cümle ademoğlu mahşere toplanır.
Baş melek, künyeleriyle birlikte tek tek insanları mizana alır.
Sıra muhafazakar demokrata gelir ve baş melek künyesiyle mizan kürsüsüne çağırır.
Dünyada verdiği sadaka falan, sevap kefesi ağır basmaya başlar ve muhafazakar demokratı bir sevinç alır derken, bu sefer günahlar sıralanır. Biraz evvel yere vuran sevap kefesi havalandıkça havalanır ve günah kefesi bastıkça basar ve günah kesesi yere çakılır kalır, bunu gören muhafazakar demokrat basar figanı:
Etiketler: fıkra, kafadan, muhafazakar demokrat
22 02 2010
Başbakanın kahvaltısına katılan sanatçı, şarkıcı, türkücü, yapımcı tayfasına madem bir rol biçildi, açılım saçılım hikayesi anlatıldı bir de şu muhalefet bu "açılım misyoneri adaylarını" bir kahvaltıya çağırıp da kendi bakışından hükümetin açılım sevdasını anlatıverse. Hani demokratik olsun değil mi? Nasıl olur, kaç kişi gider acaba?
Kahvaltıya katılanlar şöyle :
Emel Sayın, Nuri Sesigüzel, Orhan Gencebay, Mustafa Sandal, Yavuz Bingöl, Arif Sağ, Neşet Ertaş, Davut Güloğlu, Kıraç, Kubat, Fatih Kısaparmak, Kenan Doğulu, Orhan Hakalmaz, Ferdi Tayfur, Funda Arar, İzzet Yıldızhan, Özdemir Erdoğan, Fuat Güner, Özkan Uğur, Alişan, Ferhat Göçer, Rojin, Aynur, Gülay, Hüseyin Turan, Murat Göğebakan, Mustafa Sağyaşar, Samsun Demir, Bülent Ersoy, Manga, Muazzez Ersoy, Feryal Öney, Teoman, Ali Rıza Binboğa, Safiye Soyman, Ahmet Koç, Garo Mafyan, Bülent Forta, Onur Akın, Nükhet Duru, Sinan Özen, Demir Demirkan, Demet Akalın, Zerrin Özer, Kayahan, Nilüfer, Sertab Erener, Işın Karaca, Bülent Ortaçgil, Seda Sayan, Bedia Akartürk, İbrahim Tatlıses, Emel Müftüoğlu, Nihat Doğan, Erol Evgin, Zekai Tunca, Cengiz Kurtoğlu, Hakan Peker, Ali Kocatepe, İskender Ulus, Cengiz Erdem ve Şahin Özer.En güzelini Bülent Ersoy söylemiş:
Ersoy, “Sanatçı var, şarkıcı var. Biz sanatçıyız ve sanatçı gibi davranılmasını istiyoruz. Çok seyahat eden bir insanım. Sanatçıların havaalanlarında VIP’ten geçmesini istiyoruz” dedi.Safiyenin Faiki eksik kalmış burada oldu mu şimdi? Safiye açılım derken Faik de olaydan bihaber kalıp: Safiye yeteri kadar açılmışsın sen, açılacak neyin kaldı demesin sonra.
Neyse, haydi ne duruyorsunuz? Türkü yapın, şarkı yapın, film yapın, eğlendirin bizi çucuklar! Açılalım, saçılalım...
21 02 2010
Odatv de Tanrının Kitabı isimli filmle ilgili eleştiriyi okurken bazı yerlerine katılmakla beraber şu yaklaşıma ne kadar güldüm anlatamam:
Bu dünyada Mila Kunis (Solara) filmin güzel kızı olarak boyYazar anlaşılan sadece filmde bu sahneye kilitlenmiş kalmış oysa ki Carnegie isimli karakter,
gösterirken, Denzel Washington (Eli) geçmişini unutan bir dünyada
geçmişi olan bir adamı oynuyor. Fakat Denzel Washington zenci
olduğundan bu filmde de “esas oğlan” ile “esas kız” bir türlü
sevişemiyorlar. Obama’yı başkan seçmelerine rağmen Amerikan toplumunun
beyaz egemen unsuru bu konuda hala çok tutucu.
Etiketler: book of eli, denzel washington, kafadan
10 02 2010
Tv ve basını seyredenlerin malumları; flarmoni orkestrasına şeflik yapan Cem YILMAZ seyircileri gülmekten kırdı geçirdi, çatlattı patlattı vs. haberleri dört nala yer aldı bugün.
Cem'in ( Umumiyetle çekinir, abi der bana ondan mütevellit böyle hitap ederim kerataya. Yok be haber bülteni havasında olmasın diye böyle yazıyorum) parçalar arasında ve konser öncesinde çeşitli güldürü ve şakalar yapmasına konser seyircileri bayılmış. Klasik, mlasik müzik ama sonuçta gösteri amaçlı bir konser olduğundan o esnada klasik müzik pek önemli değilmiş anlaşılan.
Neyse ne! Asıl benim aklıma gelen durum şu: Mesela bir orkestra şefi, bir klasik müzik konseri öncesi ve parçalar arasında bu tür muhabbetler ve gösteriler yapsaydı bu elit, seçkin ve klasik müzik sevdalısı zümre karşısında acaba durumu nasıl olurdu? Ben hiiiiç duymadım böyle birşeyi, duyan varsa da söylesin haberdar olalım.
Bence mi? Bence adamın kariyerinin sonu olurdu da konser salonunun muhitinden dahi geçirmezlerdi adamı.
Amaaan bana ne ki?
06 02 2010
Geçmiş çağlardan beri, aileler arası, kabileler, obalar, koloniler arası ziyaret ve misafirliklerde çeşitli ritüeller uygulanagelmiştir. Ziyaret edilen ailelerin nüfuzuna istinaden gerek ziyaret edenlerin ziyaret ettikleri yere gösterdikleri saygı, biat gibi bağlar gerekse ziyaret edilenlerin sahip oldukları gücü göstermeleri açısından ziyaretçilerinden bekledikleri ve zaman zaman da zorunlu gördükleri çeşitli ritüeller vardır.
Toplulukların devletleşme sürecinden sonra da bu ritüeller diplomatik bir usul ve adab halini almış ve uluslararası çeşitli standartlar oluşmakla beraber ülkelerce kendi değer ve kültürlürine göre de bazı usuller belirlenmiştir.
Anıtkabir ziyareti ve Anıtkabir defteri de böyledir. Bunların pratikte bir faydaları olması da gerekmez ama sosyolojik ve diplomatik değerler içerirler.
Örneğin Anıtkabir sadece bir anıt
01 02 2010
Etiketler: can sıkanlar, kafadan, msn, msn mesajları, wlm
27 01 2010
-
Takiyyecisin dediler, yol vermediler
-
İktidar dediğin nedir ki gülüm, ben senin için "Ali Diboları" göze almışım!
- İktidarımız Washington zoru, ey demokrasi sen bizi koru
- Fetocuysan ara, değilsen yüreğimde yara
- Tüysüz yetimin hakkı, Bilal oğlanın gemiciğine yattı!
- Milletin yolunda değil, Brüksel yollarında öleyim
- Cemaat sağolsun
- Milletimin sinesinden Brükselin şefaatine sığınırım
Etiketler: akicraatler, akp, dinci, kafadan, kamyon arkası yazıları
