İçeriğe geç
NEBİLİM AĞI ÇEVRİMİÇİ21.10.2026 · BİLİM, EVREN & TEKNOLOJİ
NeBilim.net

Her cevap,
yeni bir soru açar.

OBSERVATION / 024

Çin’de Tibet Sel Felaketiyle İlgili Habercilikte Sansür Uygulamaları

Nepal ve Tibet'teki yıkıcı sellerin ardından kurtarma çalışmalar devam ederken, sosyal medyada felaketle ilgili haberlerin nasıl yapıldığına dair bir...

Nepal ve Tibet’teki yıkıcı sellerin ardından kurtarma çalışmalar devam ederken, sosyal medyada felaketle ilgili haberlerin nasıl yapıldığına dair bir tartışma yoğunlaşmaktadır. Bu tartışmanın merkezinde, BBC’nin Çin muhabiri Laura Bicker’ın, Çin’in sel videolarını neden sansürlediğine ilişkin iddiaları ve karşı iddiaları bulunmaktadır.

Bicker, Sincan Limanı’ndaki heyelan ve sel dalgasının görüntülerini internetten kaldırılmasının, Pekin’in Tibet bölgesindeki siyasi hassasiyet nedeniyle istikrarsızlık endişesiyle hareket ettiğini belirtmiştir. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise, BBC tarafından kullanılan görüntülerin aslında Çin medyasında da yayınlandığını gösteren ekran görüntüleri paylaşmışlardır. Bir Çinli gazeteci, “BBC’nin bu kadar açık bir şekilde dedikodu yaydığını daha önce görmedim” şeklinde yorum yapmıştır.

Başka bir kullanıcı ise, bu tür tartışmalarda genellikle “gerçeğin kaybolduğunu” ifade etmiştir. Çin hükümeti uzun zamandır, Batı medyasının Tibet hakkında “önyargılı” haberler yaptığını savunmaktadır. Destekçileri, bu hafta sosyal medyada bu söylemi daha da güçlendirmiş ve BBC’ye odaklanmıştır.

NeBilim sitesini Google’da tercih edilen kaynak olarak seç

Ancak, hem Çin içinde hem de dışında yaşayan Çinli sosyal medya kullanıcıları uzun zamandır yetkililerin bilgi akışını kontrol altına almaya çalıştıklarını belirtmektedirler. Bu durum, sellerin ardından da yaşanmıştır. Bicker’ın raporunda belirttiği gibi, en somut örnek, Sincan Limanı’ndaki sel sularıyla yutulan görüntülerin Weixin ve RedNote platformlarından kaldırılmasıdır.

Başka bir kontrol biçimi ise, bağımsız ve yabancı gazetecilerin erişiminin kısıtlanmasıdır. Avustralya Yayın Kurumu’ndan Allyson Horn, Tibet’e gitme taleplerinin reddedildiğini belirtmiştir. Diğer yabancı gazeteciler de benzer şekilde engellenmiştir.

Bu durum, yabancı medyanın Çin hükümetinin açıklamalarını bağımsız olarak doğrulamasını zorlaştırmaktadır. Bağımsız haberlerin olmaması ve sosyal medya görüntülerinin kaldırılması, Çin devlet medyasının anlatıyı domine etmesine olanak sağlamıştır.

Çin medyasının felaketle ilgili habercilik yaklaşımı, kriz zamanlarında “olumlu haberciliğin” ön planda tutulması ve sansürlerin eleştirileri veya hükümetin sorumluluğu konusundaki bilgileri kaldırması gibi genel bir eğilimi yansıtmaktadır.

Çin’deki devlet kontrolündeki medya kuruluşları, genellikle Halk Kurtuluş Ordusu’nun kurtarma operasyonlarına, Xi Jinping’in kriz sırasındaki liderliğine ve Li Qiang’ın afet bölgesini ziyaretine odaklanmaktadır. Ayrıca, yolların yeniden açılmasına ve etkilenen bölgelere yardım malzemelerinin ulaştırılmasına ilişkin haberler de yer almaktadır.

Ancak, Guardian’ın belirttiği gibi, yerel köylülerin yaşadığı sorunlara, evlerine ve topluluklarına ilişkin daha az haber bulunmaktadır. Nepal tarafında ise, yabancı gazetecilerin hayatta kalanlarla kısıtlamalar olmadan röportaj yapabildiği belirtilmektedir.

Eleştirmenler ayrıca, Çin hükümetinin gerçek can kaybı sayısını gizlediğini de iddia etmektedirler. Ancak, bu iddiaların doğrulanması, erişim kısıtlamaları nedeniyle mümkün olmamaktadır.

Çin’deki medya ortamının, günümüzden daha az kontrollü zamanları da olmuştur. Örneğin, 2008 yılında meydana gelen ve 70 binden fazla insanın ölmesine ve milyonlarca kişinin evsiz kalmasına neden olan Sichuan depremi sonrasında, Çin devlet medyası canlı yayınlarla kapsamlı haberler yapmıştır.

Yabancı medya, özellikle de yıkılan okulların neden olduğu can kayıpları konusunda sorular sormuştur. Ayrıca, ailelerin adalete erişimi konusundaki endişeleri dile getirmiştir. Bu tartışmaların bazıları, Çin medyasında da yer almıştır.

Ancak, haftalar sonra hükümet, olası anti-hükümet duyarlılığını tetikleyebileceği endişesiyle okul inşaatlarıyla ilgili bilgileri kontrol altına almaya başlamıştır. Bu durum, Çin medyasının acil durumlar ve doğal afetler konusundaki habercilik anlayışında önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Mevcut durumda, felaketle ilgili haberlerde kısıtlı bilgilere erişim ve olumlu haberlere odaklanma eğilimi devam etmektedir. Bu durum, Çin ile Batı arasındaki artan güvensizliği daha da körüklemektedir. Logistik zorluklar nedeniyle, hem afet bölgesine hem de doğrudan kaynaklara erişimin sınırlı olması, bilgi boşluğuna neden olmakta ve şüpheleri artırmaktadır.

Çin’deki kısıtlamalar, Batılı gazetecilerin olayları bağımsız olarak doğrulamasını zorlaştırmaktadır. Sonuç olarak ortaya çıkan bilgi eksikliği, Batıda şüphe uyandırmakta ve Çin medyasındaki taraflı habercilik konusundaki eleştirileri artırmaktadır.

Bu tür eleştiriler ise, Pekin’in Tibet hakkında Batılı haberlerin doğası gereği taraflı olduğu inancını daha da güçlendirebilir ve bu da bilginin kontrolüne yönelik başka bir gerekçe sunabilir. Wanning Sun, University of Technology Sydney’de medya ve kültürel çalışmalar profesörüdür.

Bu makale, The Conversation’da yayınlanan bir makaleden alınmıştır ve Creative Commons lisansı altında yeniden yayınlanmıştır. Orijinal makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

İlginizi Çekebilir: Kişiliği Neler Şekillendirir? Genler ve Çevre Büyük Rol Oynar →
Kaynak: Asiatimes ↗
💬 Topluluk Masası & Tartışma

Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.

Foruma Katıl & Yanıtla ➔
Forumda sor / tartış
AÇIK LABORATUVAR / TARTIŞMA

1 yorum

Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.

Tartışmaya katıl

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.

SEARCH / 001

En az 3 karakter yazın.

ATLAS / NAVIGATION

Bilgi alanları