
Mutluğun Sırrı: Bilim İnsanları, Mutluluğun Gerçek Anahtarını Bulduğunu Söylüyor
“Harika seksin ve sıcak çikolatalı dondurmanın tadını çıkarmak harika,” diyor bilişsel bilim insanı Laurie Santos, Yale Üniversitesi’nde mutluluk bilimi üzerine araştırmalar yapıyor.
“Ancak sonuç olarak, gerçek mutluluk muhtemelen başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerden ve daha geniş bir anlamlı yaşam inşa etmekten kaynaklanır.”

“İyi bir yaşam”ın kaynağı, en az 2300 yıldır felsefenin odak noktası olmuştur. Yunan filozof Epicurus, bunun üç temel bileşeni olduğunu düşünmüştür; bunlardan biri de arkadaşlıktır.
Son yüz yıl içinde psikoloji, genetik ve nörobilim gibi disiplinler bu konuya kendi bakış açılarıyla yaklaşmıştır.
Şimdi ise yeni araştırmalar, mutluluğun tek önemli bir unsuru olduğunu gösteriyor: özgürlük. Ya da daha doğrusu, hayatımızın kontrolünün bizde olduğu hissine sahip olup olmamız.
University of Toronto psikologları Jason W. Payne ve Ulrich Schimmack tarafından yapılan ve The Journal of Positive Psychology dergisinde yayınlanan bu çalışma, “iyi bir yaşam”ın arkasındaki fikirleri daha yakından incelemeyi amaçlıyor.
Bir bakış açısı, mutluluğun temel olarak zevkten ve hoş olmayan deneyimlerden kaçınmaktan kaynaklandığını savunuyor. Diğer bir bakış açısı ise, iyi bir yaşamın, her zaman bizi mutlu hissetmese bile önemli olan şeyleri içermesi gerektiğini söylüyor. Örneğin, hasta bir aile üyesine özen göstermek yorucu ve stresli olabilir, ancak çoğu insan bu deneyimin değerinin olmadığını sadece kısa vadeli mutluluk sağlamadığı için düşünmez.
Araştırmacılar, self-determination theory tarafından tanımlanan üç psikolojik ihtiyaca odaklanmıştır: anlamlı ilişkiler (ilişkililik), yetkinlik hissi ve özerklik. Özerklik, eylemlerimizin zorunlu olmadığı, gönüllü olarak seçtiğimiz hissi anlamına gelir.
Araştırmacılar, bu faktörlerin insanların duygusal durumlarından bağımsız olarak, kendi yaşamlarına ilişkin algılarını nasıl etkilediğini anlamak istemişlerdir. 1200 yetişkinin 2022’de Kanada ve İngiltere’deki bir ankete katılmıştır. Katılımcılar, yaşam memnuniyeti, olumlu ve olumsuz duygular, kişilik ve psikolojik ihtiyaçların karşılanması hakkında sorulara yanıt vermişlerdir.
Üç psikolojik ihtiyaç da yaşam memnuniyetiyle ilişkili olsa da, ilişkililik ve yetkinlik daha çok insanların iyi hissetmelerini sağlamıştır. Özerklik ise farklıdır. Kendilerini daha otonom hissedenler, araştırmacılar diğer yaşam alanlarındaki duygularını hesaba kattıktan sonra bile, yaşamlarından daha memnun olduklarını bildirmişlerdir.
“İnsanların ne kadar iyi veya kötü hissettikleri hesaba katıldığında bile, kendilerini daha otonom hissedenler yaşamlarından daha memnundurlar,” diyor Payne. “Özerklik, duyguların ötesinde bir şey katkıda bulunan tek psikolojik ihtiyaç gibi görünüyor.”
Bu, insanların sadece “Kendimi nasıl hissediyorum?” sorusunu sormadığımızı gösteriyor. Aynı zamanda, “Bu hayat benim mi?” sorusunu da sorduğumuz anlamına geliyor. Bu ayrım, bazen neden insanların kendilerine en çok zevk veren seçeneklerden farklı seçimler yaptıklarını açıklayabilir. Örneğin, daha bağımsız bir işi tercih edebilir veya mevcut ilişkilerden ve geçmişten uzaklaşmak için bilinmeyen bir yere taşınabiliriz.
Bu seçimler sürekli bir pozitif duygu akışı sağlamasa bile, hayatımızın bizim tarafımızdan seçildiği hissini sağlayarak genel olarak iyi gittiği düşüncesine katkıda bulunabilir. Araştırmacılar, katılımcıların Batılı ve İngilizce konuşan toplumlardan geldiğini belirterek çalışmanın sınırlamasına dikkat çekmişlerdir. Bulguların daha çeşitli kültürel gruplarda da test edilmesi gerekmektedir.

Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔




1 yorum
Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.